Aynı tartışma neden tekrar tekrar dönüyor?
Konu bir akşam bulaşık, bir başka akşam geç gelen bir mesaj olabilir. Tartışma her seferinde aynı yerden başlayıp aynı yerde bitiyorsa mesele konu değil, aranızda dönen döngüdür.

Seanslarda sık duyduğum cümlelerden biri şu: "Aslında ne için kavga ettiğimizi bile hatırlamıyoruz." Konu bir akşam bulaşık, ertesi hafta geç gelen bir mesaj, ay sonunda kredi kartı ekstresi olabilir. Ama çiftler anlatmaya başladığında tartışmanın hep aynı yoldan geçtiğini fark ederler. Biri sesini yükseltir, diğeri susar. Susan sustukça yükselen daha çok yükselir. Sonunda biri kapıyı çarpar ya da odadan çıkar, ertesi gün de hiçbir şey olmamış gibi davranılır. Birkaç gün sonra aynı sahne yeniden başlar.
Bu yazıda bu tekrarın neden olduğunu ve onu nasıl yavaşlatabileceğinizi anlatmak istiyorum. Yazdıklarım bir reçete değil; her ilişkinin kendi dili var. Ama size tanıdık gelen bir şey bulursanız oradan başlayabilirsiniz.
Konu değişiyor, dans aynı kalıyor
Duygu Odaklı Çift Terapisi'ni geliştiren Sue Johnson, çiftlerin tartışmalarını bir dansa benzetir. Adımlar o kadar tanıdık hale gelir ki müzik çalmaya başladığı anda iki taraf da ne yapacağını bilir. En sık gördüğüm dans "takip ve geri çekilme" dansıdır. Taraflardan biri yakınlık, ilgi ya da bir cevap ister ve bunu giderek artan bir ısrarla, eleştiriyle ya da öfkeyle dile getirir. Diğeri bu yoğunluk karşısında bunalır; susar, konuyu değiştirir, telefona bakar ya da odadan çıkar.
İşin can sıkıcı tarafı şu: iki tarafın hamlesi de diğerinin korktuğu şeyi büyütür. Takip eden, karşısındakinin geri çekildiğini gördükçe "Beni duymuyor, umursamıyor" diye düşünür ve sesini yükseltir. Geri çekilen, ses yükseldikçe "Ne yapsam yetmiyor, hiç konuşmasam daha az zarar veririm" diye düşünür ve daha çok uzaklaşır. Aslında ikisi de ilişkiyi korumaya çalışıyordur; biri yaklaşarak, diğeri ortalığı sakinleştirmeye çalışarak. Ama yöntemleri birbirini tetikler.
Bu rolleri cinsiyete göre dağıtmak kolaydır ama yanıltıcıdır. Pek çok çiftte kadın da erkek de takip eden ya da geri çekilen olabilir. Bazı çiftlerde roller konuya göre bile yer değiştirir: para konusunda biri kovalar, aile konusunda öbürü.
"Kim haklı?" sorusunu bir kenara koymak
Çiftler çoğu zaman ilk seansa bir hakem arayarak gelir. Her biri olayı kendi açısından anlatır ve benden kimin haklı olduğunu söylememi bekler. Anlaşılır bir beklenti bu. Ama tartışma "kim haklı" etrafında döndükçe iki kişi karşı karşıya durur; döngü ise ikisinin arasında, fark edilmeden çalışmaya devam eder.
Ben bunun yerine şu soruyu sormayı öneririm: "Şu an aramızda yine ne oluyor?" Bu soru suçlu aramaz. Tartışmayı iki kişinin birbirine karşı yürüttüğü bir savaş olmaktan çıkarır, ikisinin birlikte bakabileceği bir örüntüye dönüştürür. Bazı çiftler döngüye bir ad bile koyar: "Yine girdap başladı", "Yine kovalamacaya döndük". Bu küçük ad, öfkenin tam ortasında bir an durmanızı sağlayabilir.
Döngüyü görmek için bir sonraki tartışmanızdan sonra, ortalık sakinleşince, ayrı ayrı şu üç şeyi yazabilirsiniz:
- Tartışma başladığında ben ne yaptım? Sesimi mi yükselttim, sustum mu, odadan mı çıktım, eleştirdim mi?
- O an içimden ne geçiyordu? Yalnız bırakılmış, küçümsenmiş, yetersiz ya da köşeye sıkışmış mı hissettim?
- Karşımdakinin hamlesi bende ne uyandırdı ve ben buna nasıl karşılık verdim?
Sonra yazdıklarınızı yan yana koyun. Çoğu zaman iki kişinin cümleleri birbirini tamamlar. Birinin "Beni duymadığını hissettim" dediği yerde, diğeri "Ne desem yanlış olacak diye korktum" yazmıştır. İkisi de doğrudur ve ikisi de aynı döngünün parçasıdır.
Tartışmayı yavaşlatmak
Döngü hızlı döner. Bir cümle, bir bakış, bir iç çekiş yeter. Hız arttıkça ikiniz de düşünmekten çok tepki vermeye başlarsınız. Bu yüzden ilk iş, mümkün olduğunca yavaşlamaktır. Birkaç küçük öneri:
- Yumuşak başlangıç. John Gottman'ın çatışma üzerine çalışmaları, bir konuşmanın nasıl başladığının nasıl devam edeceğini büyük ölçüde belirlediğini gösterir. "Sen hiç…" ya da "Sen her zaman…" diye başlayan cümle karşı tarafı savunmaya iter. "Bu akşam yalnız kaldığımı hissettim, biraz konuşabilir miyiz?" demek daha zordur ama daha çok işe yarar.
- Tek konu. Tartışma büyüdükçe geçmişin bütün dosyaları açılır. "Bugün yalnızca hafta sonu planını konuşalım" demek, konunun dağılmasını önler.
- Kendi payınız. Karşınızdakinin ne yaptığını anlatmak yerine sizde ne olduğunu anlatın. "Sen beni umursamıyorsun" yerine "Mesajıma cevap gelmeyince içimde bir telaş başlıyor" demek gibi.
- Bedeni fark etmek. Hızlanan kalp, sıkılan çene, ısınan yüz. Bunlar sinir sisteminizin alarm verdiğinin işaretleridir. Bu haldeyken söylenen sözler çoğu zaman sonradan pişman olunan sözlerdir.
Onarım girişimleri
Gottman'ın çiftler üzerine çalışmalarında öne çıkan kavramlardan biri "onarım girişimi"dir. Tartışmanın ortasında gerginliği azaltmaya yönelik küçük hamleler: bir espri, "Öyle demek istemedim", "Bir dakika, ben yine yükseldim", uzatılan bir el, getirilen bir bardak su. Uzun soluklu ilişkilerde de tartışma olur; fark, bu küçük hamlelerin karşı tarafça görülüp kabul edilmesindedir.
Döngünün içindeyken onarım girişimleri kolayca gözden kaçar. Takip eden, geri çekilenin "Tamam, haklı olabilirsin" demesini geçiştirme olarak duyar. Geri çekilen, takip edenin "Ben sadece seni özledim" demesini yeni bir suçlama gibi algılar. Bu yüzden sakin bir zamanda birbirinize şunu sorabilirsiniz: "Tartışırken senin uzattığın eli nasıl fark edebilirim? Benim ne yapmam seni yatıştırır?"
Bazı çiftler bunun için önceden bir işaret belirler: bir kelime, bir el hareketi. Kulağa çocukça gelebilir. Ama öfkenin ortasında uzun cümleler kurmak zordur; kısa bir işaret daha kolay duyulur.
Mola vermek ve geri dönmek
Bazen yavaşlamak yetmez. İkinizden biri artık dinleyemeyecek kadar dolmuştur. O noktada konuşmaya devam etmek çoğu zaman zarar verir. Mola vermek iyi bir seçenektir, ama bir koşulla: mola kaçış değil, ara olmalıdır.
Takip eden için en zor şey, karşısındakinin odadan çıkmasıdır; bu ona terk edilmek gibi gelir. Geri çekilen için en zor şey, nefes alamadan konuşmaya devam etmektir. İyi bir mola anlaşması ikisini de gözetir. Sakin bir günde şu maddeleri birlikte konuşmanızı öneririm:
- Molayı kim isterse istesin, aynı cümleyle istesin. Örneğin: "Şu an devam edersem kırıcı olacağım. Yirmi dakika ara verelim, sonra döneceğim."
- Molanın süresini baştan söyleyin. Çok kısa molalar bedenin sakinleşmesine çoğu zaman yetmez; bir günden uzun molalar ise öbür tarafa cezalandırma gibi gelebilir.
- Molada tartışmayı kafanızda sürdürmeyin. "Ona ne cevap vereceğim" provası yapmak yerine yürüyüşe çıkın, duş alın, nefesinizi izleyin.
- Geri dönüşü molayı isteyen kişi başlatsın. Bu, takip eden tarafa "Gitmiyorum, geri geliyorum" mesajı verir.
- Geri döndüğünüzde tartışmanın kaldığı yerden değil, ne olduğundan başlayın: "Az önce yine aynı yere gittik. Benim tarafımda olan şuydu…"
Ne zaman destek almalı?
Döngüyü fark etmek tek başına değiştirmeye yetmeyebilir. Tartışmalar aşağılama, küçümseme ya da günlerce süren sessiz cezalara dönüşüyorsa, ikinizden biri ilişkide kendini sürekli tetikte hissediyorsa ya da aynı konu yıllardır kapanmıyorsa, bir çift terapistiyle çalışmak döngünün altında yatan ihtiyaçları konuşmayı kolaylaştırabilir. Tartışmalarınızda fiziksel ya da sözel şiddet, tehdit veya korku varsa öncelik güvenliktir; bu durumda önce bireysel destek almanızı ve gerekirse ilgili kurumlara başvurmanızı öneririm.
Döngüler bir gecede oluşmaz, bir gecede de çözülmez. Ama pek çok çift için ilk değişiklik şu cümleyle başlar: "Sorun sen değilsin, sorun aramızda dönen şey." Bu cümleyi kurabildiğinizde artık karşı karşıya değil, yan yana durmaya başlamışsınızdır.
Bu yazıdakiler size tanıdık geldiyse ve kendi durumunuzu birine anlatmak isterseniz, 15 dakikalık ücretsiz ön görüşmede neyle uğraştığınızı konuşabilir, çift terapisinin sizin için uygun olup olmadığına birlikte bakabiliriz.



